a.ozdemir

About Ayfer ÖZDEMİR

“Ben Kimim?” Herkesin kendine ve karşısındakine mutlaka sorduğu soru değil mi bu? Belki de insanın “asıl” sorusu. Bu sorunun cevabı için o herkeslerde gördüğünüz uzun listeli bir biyografi yazmayacağım sizlere. 10.05.1974 tarihinde İstanbul’da doğdum ve 44 yılını burada geçirdim. Çocukluk yıllarında “Ben neden buradayım?” “Bu insanlar kim?” “Ben neredeyim ve ne yapıyorum burada?” sorularıyla savrulup arayışlara girmiş, kendi ruhundaki yalnızlıklarda savaşmış, kâh gelmiş suçlamış kâh gelmiş suçlanmış içi kırgınlıklarla dolu olarak hayata başlamış birisiyim...
Instagram: https://www.instagram.com/ayfer_ozdemir_yasam_kocu

DUYGULARIMIZIN DİLİ

2021-05-02T15:40:12+03:00

Yaşadığımız tüm duyguların bir dili var ve bize önemli şeyler söyler. Korkuyu, öfkeyi, üzüntüyü yaşadığımızda; onunla boğuşmaktan, kavga etmekten, ondan kurtulmaya çalışmaktan bize ne dediğini pek duymayız. Oysaki duygu derdini anlatmadan, mesajını iletmeden hiçbir yere gitmez. Bizler hayatta kalmak ve neslimizin devamını sağlayabilmek için özel bir programla donatıldık. Düşünerek aldığımızı sandığımız kararlar aslında 6 saniye önce duygusal sistemimiz tarafından verilmiş olur. Bizim yaptığımız ise çoktan alınmış bu kararı mantıklı hale getirmek. Neyse ki öyle. Çünkü insanın hayatta kalabilmek için düşünerek karar verecek kadar vakti yok. Duygular biz daha düşünmeden hayatımıza yön vermeye çalışan rehberlerdir, nelerdir dersek sıralayalım hemen; Öfke: Varlığımıza, haklarımıza, [...]

DUYGULARIMIZIN DİLİ2021-05-02T15:40:12+03:00

KRONİK MAĞDURLAR

2021-05-02T15:16:57+03:00

Sürekli rahatsızlıklarını dile getiren, bulunduğu hiçbir ortamı beğenmeyen, insanları sevmeyen, sürekli eleştiren, yapılan hiçbir davranıştan memnun olmayan, her yemeğe bir kusur bulan, canı sürekli sıkılan, her duruma üzülen, gerilimli ve şikayetçi tipler… Bu tiplemeler sürekli bir şeyleri kaybettiğini düşünerek rahatsız olurlar. Sürekli olarak “Eğer bu olay olmasaydı, eğer şu olay olmasaydı” derler ve hayatına hükmetme gücünü bu olaylara verirler. Mutlu olmanın şartını başkalarına bağlayıp ihtiyaç kölesi haline gelirler. Hasta olup hastalığın mazeretini öne sürerler. Evet mutsuz olan ve mutsuzluğundan ötürü sürekli başkalarını suçlayan herkes buna dahildir. Düzenli olarak herkes ve her şey hakkında şikayet eden biri aslında hayatı bozulmuş bir şekilde [...]

KRONİK MAĞDURLAR2021-05-02T15:16:57+03:00

SÜREKLİ NEGATİF DUYGU ODAĞI

2021-04-25T22:07:56+03:00

Zaman zaman hatta çoğu zaman yaşanılan olayların olumsuz yanlarına ve hayatın negatifliklerine  daha fazla odaklanıyoruz. Bu da kararlarımızı, duygularımızı ve hatta gündelik hayatımızı etkiliyor. Üstüne ilaveten başkaları ile mukayeseli bir yaşam da sürüyoruz, bu da bizi mutsuzluğa sürüklüyor. Sanırım bu konuda iki zıt kutuplu insanlar var. Birisi eksik taraflarının savunmasını başkalarının eksik yanlarını eleştirerek kapatırken, bir kısmı da kendinde göremediği başkasında gördüğü olumlu tarafların gölgesinde kendini karanlıklara bırakmakta. Halbuki sürekli eksikliklere odaklanmak zenginliklere bakışımızın önünü kapatır. İnsan ne tuhaftır ki, etrafındakilerin olumlu yanlarını görürken, kendisinin ve hayatının hep  olumsuz yanlarını görüp eleştirmeyi, kendini hakir görmeyi sever. Aynı şeylere sahip olmadığı için aşağılık [...]

SÜREKLİ NEGATİF DUYGU ODAĞI2021-04-25T22:07:56+03:00

İLİŞKİLER İÇİNDEKİ KAOS : İLETİŞİM

2021-04-10T16:30:53+03:00

İlişkileri sona sürükleyen sorunların başında iletişimde yaşanan sorunlar yatar. Bu aksaklıklar bazen iletişimin tamamen kopmasına kadar da gider. İskoç deyimi ile “Birbirimizin sığınağında yaşarız.” biz insanlar. Gerek aile içinde yakınlarımızın,  gerekse ikili ilişkilerde partnerlerin en temel beklentileri karşılanmıyorsa yani yakın ilişkilerimiz içinde sorun yaşıyorsak zaman zaman kendimizi yalnız, üzgün, değersiz, güvensiz bazen çaresiz hissedebiliriz. Hayatımızdaki kişi duygusal olarak bize bir yanıt oluşturamadığında ya da temas edemediğinde bağlantıyı kaybetmekle yüzleşiriz. Partnerimizden yanıt alamadığımız zaman önümüzde iki yol oluşur. Ya ihtiyaçlarımızı ve duygularımızı bastırırız ya da yanıt almak için savaşırız. Sorunları bastırmak kısmından işlersek, belki küçük tartışmalarla halledeceğiniz bir durumun sonrasında kaosa, ayrılıklara [...]

İLİŞKİLER İÇİNDEKİ KAOS : İLETİŞİM2021-04-10T16:30:53+03:00

HUZURLU YAŞAMIN ANAHTARI

2021-03-30T19:18:24+03:00

Dünya bir eğitim alanıdır. Burada derslerimiz bize sunulurken, dış dünyamız iç dünyamızın kusursuz bir yansıması olarak şekillenir. Evren sizin gerçekliğinizi yansıtmak üzere kendini yeniden düzenler. Gerçekten de, içimizde nasılsa, dışımız da dışarımız da öyledir. İçinizdeki bütünlüğün dışınıza yansıması kaçınılmazdır. İçinizdeki huzuru sağlamak, huzurlu bir yaşamın anahtarıdır. İçten içe öfkeliyseniz, öfkenizi kendinizin bile farkına varamayacağı kadar derine gömmüş olsanız bile, hayatınızda öfkeli insanlar olacaktır. Onların işlevi reddettiğiniz öfkenizi size yansıtmaktır. Kendinizi fazla eleştiriyor, düşüncelerinizle sık sık kendinizi hırpalıyorsanız, bu durumun bir yansıması olarak sizi aşağılayan hatta belki de fiziksel saldırılarda bulunan insanları hayatınıza çekmeniz muhtemeldir. Kendini güvende, sevgi dolu, koruma altında ve [...]

HUZURLU YAŞAMIN ANAHTARI2021-03-30T19:18:24+03:00

GÜLÜMSEMENİN GÜCÜ

2021-03-17T21:04:54+03:00

Tebessüm evrenseldir.  Gülümsemek, dünyadaki bütün insanların ortak özelliği. Farklı kültür ve uygarlıklarda farklı hayatlar yaşamamız bir şey değiştirmiyor. Dili, rengi, ırkı, dini ne olursa olsun bir bebeğin ilk gülümsemesini, bir çocuğun masumluğunu, bir annenin şefkatini, bir babanın himayesini, bir sevgilinin kalp atışlarını yansıtır dünyaya. Tebessüm saygıdır. Tebessüm iletişimdir. Tebessüm, “Seni fark ettim! Sana değer veriyorum!” demektir. Kim, kendisine içten bir şekilde gülümsemeye karşılık vermez ki?  Onun için, “Sıcak bir gülümseme nezaketin evrensel bir dilidir.” Der William A. Ward. “Bir tebessüm evrensel bir davettir.” diyerek katılır ona Max Eastman da. “Söz ola kese savaşı” diyen Yunus Emre sözlerimizin önemine dikkat çekerken, Rahibe Teresa [...]

GÜLÜMSEMENİN GÜCÜ2021-03-17T21:04:54+03:00

SAĞLIĞIN 3 TEMEL ÖLÇÜTÜ

2021-03-17T20:45:53+03:00

Sağlık; bireyin vücudunda hastalık ve sakatlığın olmayışını, kişinin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasını ifade eder. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) göre sağlığın 3 temel ölçütü vardır: Bedensel iyilik: Vücudu oluşturan doku  ve organlarda eksiklik, işlev bozukluğu, mikrop taşıma gibi durumların olmaması hali. Ruhsal iyilik: Yaşına uygun olarak düşünebilen, düşündüklerini anlaşılır şekilde ifade edebilen, başkalarını anlayabilen, yerinde ağlamasını ve gülmesini bilen, güçlüklerle mücadele edebilen, koşullara uygun hareket edebilen, başarılarda mutlu olup başarısızlıkları kabullenebilen, kendisiyle barışık olma hali. Sosyal iyilik: Nerede, nasıl davranacağını ve sorumluluklarını bilen, insanlarla iyi ilişkiler içinde olup büyüğünü, küçüğünü severek hoşgörülü davranan, çevresiyle barışık olma halidir. Yukarıdaki [...]

SAĞLIĞIN 3 TEMEL ÖLÇÜTÜ2021-03-17T20:45:53+03:00

DÜNYANIN DEĞİŞİM ZAMANI GELDİ

2021-03-17T20:47:02+03:00

Dünyadaki yaşam bir takım oyunudur. Bu oyuna katılıp katkıda bulunabilmek için kuralları öğrenmek son derece önemlidir. Şöyle düşünelim lütfen; herkesin kafasına göre hareket ettiği bir futbol maçı meydan kavgasına dönüşeceği için, sahaya çıkmadan önce kurallar oyunculara öğretilir. Fakat insanlar bu yasaları unuttuğu ya da onları göz ardı etmeyi tercih ettiği için dünyadaki yaşam bir meydan kavgasına dönüşmüştür. İnsanlar bu oyunu binlerce yıldır gürültücü çocuklar gibi kargaşa yaratarak oynamışlardır. İlişkiler ihtiyaç ve kontrol arzusuna göre şekillenmiş, başarı kavramı maddi kazanımlar ve mal varlıklarıyla tanımlanmıştır. İnsanlar fiziksel ve cinsel duyularına odaklandıkları için, öfke, acı ve korku baskın duygular olmuştur.Sık sık varoluşlarını haklı çıkarmaya [...]

DÜNYANIN DEĞİŞİM ZAMANI GELDİ2021-03-17T20:47:02+03:00

KENDİMİZLE YÜZLEŞME KORKUMUZ

2021-03-02T23:42:39+03:00

En çok da kendimizle yüzleşmekten kaçar dururuz. Sebepleri var elbet bu kaçışımızın. Bu sebepleri okurken bakalım kendinize karşı ne kadar itirafta bulunacaksınız? Karşılaşacağımız bir bilinmezlik var ve içerisinde kendimiz için tehlike olarak görebileceğimiz ihtimallerin çıkma olasılığı mevcut. Türk insanı, yalnızca devletten, polisten ve benzerlerinden korkmaz; asıl gerçeklerle yüzleşmekten korkar. Gerçeğin irili ufaklı her çeşidinden korkar. İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış dünyayı ve olup bitenleri bir algıla şekli vardır insanın. Bunun bozulması hiç cazip gelmez, çok zahmetli gelir. Hele de sil baştan yazımı. Şimdi kim alışacak buna en baştan? Ruhsal açıdan iyileşme ya da iyileştirme süreçlerine ön yargılı bakmak, [...]

KENDİMİZLE YÜZLEŞME KORKUMUZ2021-03-02T23:42:39+03:00

EVDEKİ MUTLULUK

2021-02-21T17:29:41+03:00

İnsanın karnı doyduktan sonra gelen en temel ihtiyacı güvenliktir. Bu da başının üzerinde bir çatı ve tehlikeden uzak barınacağı bir evdir. Servet ödeyerek bir ev satın almak mümkündür ancak bir evi yuva yapan içindekilerin birbirleriyle olan ilişkileri ve aralarındaki yarattıkları sevgi ortamıdır. “Sevginin ve kahkahanın hakim olduğu masada yenen kuru ekmek, sevgisizlik ve nefretin hakim olduğu ziyafet masasından daha değerlidir” sözünü pusulanız yapmanızı tavsiye ederim.  Bu sözü rotamız belirleyerek sizlere evinizde bu konuda katkı sağlayacak  bazı düzen önerilerini paylaşmak isterim. Yemek odanıza özen gösterin: Ailenizin bütün üyelerinin yemek saatinde aynı masa etrafında toplanmasına gayret edin. Sofrada olumsuz duygu yaşatacak konuları açmaktan kaçının. [...]

EVDEKİ MUTLULUK2021-02-21T17:29:41+03:00

İletişim

  • Cevat Paşa Mah. Ordu Sok.
    Merkez
    ÇANAKKALE

  • +90 533 946 1735
  • Pazartesi'den Cumartesi'ye 09:00 - 19:00
Go to Top