ERDEM ve BİLİNÇ

Erdemli kişi hayatta her şeyi yaşayan, onu yaratan, deneyimleyen, bilgelik olarak sahiplenen ve sonra yoluna devam eden kişidir. Çünkü o daha erdemli hale geldikçe, herkesle ilgili olarak daha şefkatli olur.
Yargılama acımasız bir mekanizmadır. O bir savaş çağrısıdır. Herhangi bir inancın ya da dinin kısıtlı doktrinleri altında yaşamış olan biri herkesi yargılayacaktır. Siz bunu nasıl yapabilirsiniz?
Kendinizi hayatta o kadar kısıtlamışsınızdır ki örneğin; yoksul olmanın ne olduğunu bilemezsiniz, bir fahişe olmanın, bir kral olmanın, bir dilenci olmanın ne olduğunu bilemezsiniz, çirkin olmanın, şişman olmanın, uyuşturucusu bağımlısı olmanın ne olduğunu bilemezsiniz. Ailenizi terk etmenin ya da aileniz tarafından terk edilmenin ne olduğunu bilemezsiniz. Şefkat cehaletten kaynaklanmaz; o erdemden kaynaklanır. Erdem nereden kaynaklanır? Yukarıda saydığım her şey olmuş olmaktan. İşte bilinmeyeni bilinir kılmak budur.
Sizin kaderiniz bilinmeyeni bilinir kılmaktır. O erdeme sahip olmaktır. Erdem yaşamdan kaçmak değildir. Eğer yaşam Tanrı’nın bir armağanıysa, o zaman ondan neden kaçalım? Ondan neden kaçıyorsunuz? Çünkü size üstesinden gelmeniz, atlatmanız gereken bir şey olduğu katı biçimde öğretilmiş. Bu hayatı reddet ki cennete gidebilesin. Eğer yaşam Tanrı’nın armağanıysa, o zaman bu doktrinleri kim öğretmiştir?
Kapalı zihinli olmanızın nedenlerinden biri, size Yeni Çağ hakkında bile katı paradigmaların öğretilmiş olmasıdır. Ondan kaçarak ve zihninizi ona kapatarak değil, ona katılarak sahiplenirsiniz. Çünkü evrensel yasalar, gerçekte “sizi programlayan insanlardan” farklıdır. O sizi programlayan insanlar her şeyin bu yaşamla ilgili olduğunu düşünürler ve bu yaşamı o kadar zor ve kötü hale getirmişlerdir ki kimse onu yaşamak istemez. O insanlar, yaşamın yadsınmasını, reddedilmesini, suçun cezasının çekilmesini ve böylece kurtarılmayı bekleyen, kurtarılmayı içeren bir inanç sistemi kurmuşlardır.
İnsanlar kurtarılmaya bayılırlar, kurtarıcısını dışarıda ararlar, bu ilişkilerdeki tamamlanma sürecinde bile böyledir hep beklenilir, hep dışarıda aranılır ve asıl insanın aydınlanmasını sağlayacak olan iç’e yönelmesini engelletilir. Empozeyi iyice sindirmiş bir toplum ve insanlık, artık kurtarılmaya bağımlıdır. Kurtarılmak için günah işlemeye devam etmeniz gerekir. Çünkü eninde sonunda ya bu kurtarılmanın hafifliğine sığınırsınız ya da korkuyla yaşamaktan vazgeçersiniz.
İşte kanca budur. Çünkü siz, sizden beklenildiği söylenenleri yapmazsanız ebediyen cehennemde yanarsınız. Siz suçluluğu ve suçlamayı, utancı ve utandırmayı, kusurluluğu ve yetersizliği miras alır ya da sahiplenirsiniz. Asıl bu yanlıştır, asıl bu cehalettir. Bu kusurlu bir yaşamın kendisidir. Şunu bilin ki günahkar olmadan dindar olamazsınız.
İşte bu tutum ve duygular sizin sperm ve yumurtanızla hücrelerinize aktarılır. DNA’lar böyle şekillenir. Çünkü tutumlar biyolojik tohumlar haline gelirler. Artık o sizin bedeninizin her hücresindedir. Onlar sizin için bir zeka haline gelirler.
Bundan dolayıdır ki DEĞİŞİM, ZOR USTALIK’tır. Kendinizi değiştirmenin, bedeninizin hücrelerini değiştirmenin gücüne sahip olmanız gerekir. Peki kendinizi iyileştirecek, yeniden doğuracak güce sahip misiniz? Kesinlikle, ama onu değiştirecek olanı ikna etmeniz gerekir. Bunu nasıl yaparsınız? CEHALETİ AŞARAK. Ve bunu da içinde kuşku barındırmadan yapmanız gereklidir çünkü sihirli noktası budur.
KİMSE BİLİNÇLİ OLARAK DEĞİŞTİRMEDİĞİ ŞEYİ SÜRDÜREMEZ. Uzaklaşırsınız ya da yakınlaşırsınız, değiştim zannedersiniz ta ki onu bilincinizde aydınlatıncaya dek bu böyle sürer gider. An’lık ve hızlı değişimler yerine bilincinizde sindirdiğiniz ve hazmettiğiniz değişimler size gerçek inşa’yı sunar.
ANAHTAR İSE ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTİR. Zihinsel tutumlarınız değiştirdiğiniz gün yepyeni bir enerjiye sahip olduğunuz gün olacaktır. İşte özgürlük bu enerjiyle doğumunu gerçekleştirmiş olacaktır.
Ayfer ÖZDEMİR

f

Bir cevap yazın