İçeriğe geç

GİZLİ ÖFKE : KONTROL EDİLEMEYEN SAKLANAN DUYGU

Öfke, beynimizin saldırı veya tehlike olarak algıladığı her şeyden kaçmak için verdiği bir tepkidir. Ve bu tamamen biyolojik ve fizyolojik bir dışavurumdur.

Hepimizin hayatımızda mutlaka öfkeden gözünün karardığı anları olmuştur. Yani bu hissi tanıyorsunuzdur. Öfkemiz düşüncelerimizi, konuşmamızı ve davranışlarımızı ele geçirir. Kontrolden çıkarız. Öfke patlamaları esnasında, aslında geçici bir bilinç kaybı yaşarız. Çünkü akıl bir saldırı başlatırken yani tehlike hissettiğinde sadece bu duruma sabitlenir. Hatta hasar verme konusunda çok büyük bir istek duyarsınız. Çünkü korunmak için savunmak dürtüsü devreye girer.

Öfke; harap olmuş, ihanet edilmiş, haksızlıklarla karşılaşmış, hayal kırıklığına uğradığımızı hissettiğimizde ya da birine bir şeye kızgın hissettiğimizde yani nasıl bunu yapar tepkisi verdiğimizde ortaya çıkar. Öfke bazen de bir korku şeklidir endişe, kaygı ve panik gibi… Bazen de öfke hayal kırıklığımızın dışa vurumudur bunu beklemiyordum ama deyişidir. Bir de yetmezmiş gibi, öfkeyi katılık, erteleme ve geçmiş olaylara takılıp kalmış inatçı bir düşünce yapısı ile güçlendiririz.

“Öfkeye tutunmak sıcak bir kömür parçasını başka birine atmak niyeti ile tutmak gibidir; sonunda yanan kişi sadece siz olursunuz.” der Buddha. Öfke düşüncelerimizi tepkisel besleyen bir ateştir aslında. Bunu daha fazla tetikleyecek ne varsa tüm geçmiş hesapların duygusunu da o anki öfkeye ekler bir yandan. Bir kıvılcım bakmışsınız ki ateş topuna dönüşmüş. Kontrol kaybedildiğinde orası büyümeye devam eder çünkü.

Gizli öfkeyi kontrol edebilmek için problemin kökünü tedavi etmek önemlidir, ki çoğu durumda bu kök kırılganlık hissidir aslında. Bazen nefes almamıza izin vermeyen o ağırlığı geride bırakmak için, her açıdan yeniden başlamak önemlidir. Olaya bakış açısının değişmesi vereceğimiz tepkiyi de değiştirecektir. Öfkeyi tetikleyen duygunun içinizde hapsedilmiş olması dışavurumunu etkiler.

Çünkü Sigmund Freud’un dediği gibi “İfade edilmemiş duygular asla ölmezler. Onun yerine canlı canlı gömülürler ve ileride daha kötü şekillerde ortaya çıkarlar.” Bu sebeple her zaman en önemli şey yaşanan sorunun kaynağını anlamak olmalıdır. Anladığınızda dönüştürme imkanı da yakalarsınız.

Eğer konuya psikolojik açıdan bakarsak, öfkeli her insanın ardında normal şekilde iletişim kurmayı bilmeyen bir insan olduğunu anlayabiliriz. Kendileriyle savaşan, ne yapacağını ya da tüm bu öfke ve olumsuzlukların nereden geldiğini bilmeyen bir insan…

Ne yapabiliriz? Öfkelenmek yerine kendine güvenmek ve kararlı olmak sorunlarla daha iyi bir şekilde başa çıkılmasını sağlar. Buna adım atabilirsiniz. Bunu yapabilmek için gerekirse uzman desteği de almalısınız. Her sorunu kendim çözerim egosundan da vazgeçmek gerekir. Olayların içindeki insan olaylara dışarıdan bakamaz zira. Oraya üçüncü bir göz lazımdır yaşanan olay ve duygulardan tarafsız olan. Öte yandan bizde kendimizce bir iki deneme yapabiliriz elbette.

Bedenimizi ve zihnimizi etkileyen öfkemizi kontrol altına almanın pratik yollarından biri;  gerilen kaslarımıza ve hızla atan kalbimize konsantre olarak, yavaşlamalarına ve rahatlamalarına yardımcı olmak için kendimize rahatlamayı, doğru şekilde nefes almayı öğretmek olur. Çünkü, sadece sakinleştiğimiz zaman daha iyi düşünebilir ve daha doğru tepki verebiliriz.

Ve üzgün mü hissediyorum?, Peki üzgün hissetmemin nedeni ne? Utanıyor muyum? Eğer utanıyorsam bunun sebebi nedir? Gibi sorularımıza da cevap aramalıyız. Yani temelinde yatan sorunların tespit edilip dönüştürülmesi size sağlıklı huzurlu bir yaşamın da kapısını da açmış olur.

Huzurda kalın !

Ayfer ÖZDEMİR

Uluslararası Nlp ve Profesyonel Yaşam Koçu

Bilinçaltı ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Aile ve Bireysel Danışman

Bir cevap yazın