HAYATIMIZIN MOTİVASYONU PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIMIZA BAĞLIDIR

Konfor alanından yüksek performans çıkmaz. Konfor alanındaysanız yeniliklere kapalı kalarak, tek bir açıdan, rutin iş süreçlerimize devam eder ve kendimizi  geliştirmeye kapatırız. İş hayatında uzun süre aynı işte çalışmak belli süre sonra iş körlüğüne ve konfora neden olmaktadır. Bu periyotta her geçen gün  yapmış olduğumuz işi ve kendimizi geliştirme fırsatını kaçırırız. Kişilerin öncelikli olarak kendini, daha sonra yapmış oldukları işi ve kurumları  geliştirebilmeleri için konfor alanlarından çıkmaları, yeni görev ve sorumluluklar edinmeleri gerekmektedir.

Güçlüklerle mücadele etmek, zorlukların üstesinden gelmek, başarısız olunca geri çekilip değerlendirme yapmak ve soruna bir başka açıdan yaklaşmak, insanları yılmaz kılar. Yılmazlık ve mücadele özelliği kişinin gelecekte çıkacak sorunlardan çekinmemesini sağlar ve onların üstüne gitme cesareti verir. Bunun sonucunda kişi yetenek, beceri ve sınırlarını tanır, kendisiyle barışık yaşamaya başlar ve riskleri gerçekçi değerlendirmesi mümkün olur. Konfor alanının dışına çıkmak, sorumluluk almak kaçınılmaz olarak hata yapmak ve yapılan hataların öğrenme fırsatı olarak görülmesiyle değer bulur.

Kişiler atalet içinde sadece umut etme alanında kendilerini hapsetmekteler. Umudun gerçekçi olması için mutlaka öncelikle plan, sonra da eylem içermesi gerekir. Burada  enerjiyi “olmuş ve yaşanmış ve geride kalmış olan” a değil; olacak olana ve ileriye odaklamaktır. Çünkü enerji nereye koyulursa hayat orada gelişir. Kişi mevcut koşullarda kendisini nasıl geliştireceğini, bu süreçten nasıl güçlenerek çıkabileceğini, bu süreyi kendisine nasıl yararlı yeterlilikler geliştirmek için kullanabileceği üzerine kafa yormalı, yılmaz davranmalıdır.  

Yılmaz insanların en önde gelen özelliği duygularını yönetebilmeleridir. Yılmazlık hedef ve başarıya odaklanarak mücadeleden vazgeçmeme becerisidir. Yılmazlık belirsizlik, olumsuz durumlar ve engellerle mücadele etme becerilerini de içine alır. Yılmaz insan; Bir sorunu çözmekte başarısız olsa da, geri çekilip sorunun etrafından dolaşıp yeniden çözüm girişiminde bulunur. Bu da öz yeterliliği besler.

Öz yeterliliği yüksek insanlar konfor alanın dışına çıkmayı göze alır, ek sorumluluklar üstlenir, bunun sonucunda da doğal olarak beceri ve potansiyellerini geliştirir. Öz yeterlilik kişinin yetkinlikleri ile değil, genel yeterlilik algısıyla ilişkilidir. Bu algının temelinde kişinin geçmişinde üstesinden geldiği zorluklar ve aştığı engellerle ilgili yeterlilik duygusu vardır.

Hayatımızın motivasyonu, psikolojik sağlamlığımıza bağlıdır. Bu sağlamlık hayatın içinde ve güçlüklerle mücadele ederek, okuyarak, entelektüel derinliğini büyüterek gelişir ve temelleri hayatın çok erken dönemden başlayarak, gelişime, kültüre, yatırım yaparak ve paranın dışındaki değerlerin farkına vararak atılır. 

İrving Yalom’un dediği gibi, “Başka biriyle anlamlı bir ilişki kurabilmek için, kişinin önce kendisiyle ilişki kurabilmesi gerekir. Kendisiyle tek başına kalamayan, yalnızlığına kalkan olarak başka birini kullanır”.

Cesaret ve umutla…

Ayfer Özdemir

Uluslararası Nlp ve Profesyonel Yaşam Koçu

Bilinçaltı ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Bireysel ve Aile Danışmanı

Bir cevap yazın