Her gün “1 (D+O+S+E) Mutluluk”

Bir dakikalığınıza hayatınıza bir virgül koyup şunu düşünmenizi  istiyorum.

Mutlu olmak için ne yapmak gerek?

  1. İyi bir okula gitmek mi
  2. Dereceyle mezun olmak mı
  3. İyi bir işe girmek mi
  4. Sevdiğin biriyle evlenmek mi?
  5. Yukarıdakilerin hepsi mi?

Mutluluğun edebiyatını yaptık, felsefesini okuduk, resmini bile gördük, şimdi de bilimini anlamaya çalışalım. Mutlu olmak için ne yapmak gerek? Sorusunun cevap şıklarına hep dış dünyayla ilgili şeyler konulur nedense.  Ve bunların hangisini seçerseniz seçin size kısa vadeli bir mutluluk sağlar. Her bir şık sizi en fazla birkaç hafta mutlu eder. Uzun vadeli mutluluk dış dünyanız tarafından değil, iç dünyanız tarafından belirlenir. Beyninizin dünyayı nasıl algıladığı ile ilgilidir. Sürekli olarak mutlu olabilmek ise maalesef mümkün değildir.

Çok arzuladığımız ulaşmak istediğimiz bir şeyi elde ettikten birkaç hafta sonrasında bile o kadar da mutlu olmadığınızı fark edersiniz. Aynı lezzet ve hazzı almadığınızı görürsünüz. Günlük hayatımızda bile buna benzer örneklerimiz vardır.

İşte bir şeye sahip olmak…  Ona ulaşmak değildir bizi mutlu eden. Ona ulaşabilme hayali ve ihtimalidir aynı zamanda.  Yolun sonu değil, yolculuğun seyridir yani.

İnsana mutluluk veren 4 kimyasal vardır. Vücudun salgıladığı bu kimyasalları akılda kalması kolay olsun diye kodlamak açısından şu şekilde sıralayabiliriz. Dopamin, Oksitosin, Serotonin, Endorfin yani DOSE.

Dopamin ödül avcısıdır diyebiliriz. Bir şekilde tatmin duygusu. Hayatta kalabilmek için beynimizin ödül olarak belirlediği bir şey daha var “Yemek”.

Hatta bu konuda maymunlar üzerinde denenmiş çok çarpıcı bir araştırma da var. Deneyde hayvanlar bir görevi yerine getirmek ve sonunda ıspanakla ödüllendirilmek üzere eğitilmişler. Birkaç gün sonra meyve suyu ile ödüllendiriliyor maymunlar ıspanak yerine. Bu beklenenden çok daha büyük ödüldü onlar için ve maymunların dopamini arttı. Tıpkı istediğinden daha fazlasını elde edenler gibi. Sonra meyve suyu ödül olarak verilmeye devam ederken tuhaf bir şey oluyor ve dopaminleri düşüyor. Beyin o tatlı sulu ödüle tepki vermemeye başlıyor. Çünkü artık o çantada keklik gibiydi. Dopamin ödüller hakkında yeni bilgiler depolamak  üzere gelişmişti. Yeni bir bilgi olmadığına göre dopamin salgılamaya gerek yoktu. Yani beyin yeni bir bilgi alamayınca sıkılıyor.

Tabi deney devam ediyor. Deneyi yapanlar ıspanağa geri dönüyor. Eskiden ıspanağı bulunca bile mutlu olan maymunlar, sinirlenmeye başlıyor.  Çığlık atıyorlar ve ıspanakları araştırmacılara fırlatıyorlardı. Çünkü maymunlar meyve suyu beklemeyi öğrenmişlerdi. Bu onları mutlu etmiyordu. Kaybetmek onları kızdırıyordu. Hani bizde bir laf vardır ya Attan inip Eşeğe binmek misali. İşte bu maymunlar da attan inip eşeğe bindiler. Tabi beğenmeyecekler. Başlangıçta onları gayet mutlu eden ıspanak, sonra bırakın onları mutlu etmeyi, normal bir durumda bile bırakmıyor, onları kızdırıyor, üzüyor, mutsuz ediyor.

Peki ne değişti? Beynin dış dünyayı algılayış biçimi değişti. Yoksa ıspanak aynı ıspanak. Şimdi bizi mutlu eden kimyasallar sadece dopaminden ibaret değil. Oksitosin, Serotonin, Endorfin de var.

Şimdi mutlu olabilmek için beynimizin bu 4 hormonu salgılaması gerektiğini öğrendik de tek başına bu bilgi kuru kuruya ne işe yarayacak. Bunu nasıl kontrol edeceğiz. İşte asıl soru burada. Beynimizin üstünde bir düğme yok ki ona basınca bu kimyasalları salgılasın. Zaten o yüzden yok, olsaydı sürekli basar dururduk herhalde.

Hayatta sürekli mutlu olabilmek mümkün değil demiştik ya, hayatın inişleri de var, çıkışları da. Bazen ıspanak yiyoruz, bazen meyve suyu içiyoruz.  Bütün mesela meyve suyu içtikten sonra önümüzde tekrar ıspanak geldiğinde de mutlu olabilmek ya da en azından normal kalabilmek. Öfkelenmemek, strese girmemek, şikayet etmemek.

Şanslıyız çünkü bunu yapabilmek için maymunlarda olmayan bir özelliğimiz var, bizler yazı yazabiliyoruz. Şimdi ne alakası var diye düşünebilirsiniz.

Ard arda 21 gün boyunca yapılan 2 dakikalık bir süre içinde beyninizin gerçekten daha iyimser ve daha başarılı bir şekilde çalışmasını sağlayabiliyoruz. 2 dakika boyunca ne mi yapacağız? Minnettar olduğumuz şeyleri yazacağız. Bunları yapan kişilerin dünyayı  algılayışlarının negatif yerine pozitif yönde değişmeye başladığı ispatlanmış. Her gün 4 kısa şey yazmanızı istiyorum sizden.

Her mutluluk hormonunun hatırına 1 tane. Buna mutluluk için ger gün bir DOSE (doz) da diyebiliriz.  Emin olun geçen 24 saat içinde başınıza gelen pozitif şeyleri yazmak beyninizin onlara tekrar odaklanmasını sağlıyor. Bu tür bir alıştırmayı her gün yinelediğinizde beyninizde kalıcı ve yeni yollar inşa ediliyor. İki dakikanızı bile almayacak böyle bir egzersizde başınıza gelen en küçük şeyleri bile yazabilirsiniz. Hatta başınıza gelmesine bile gerek yok. Sahip olduklarınızı düşünebilirsiniz.

Elbette ki iyi bir okula gitmek, dereceyle mezun olmak, iyi bir işe girmek, sevdiğin biriyle evlenmek sizin için önemli. Ve gelecekte gerçekleştikleri takdirde sizi mutlu edecekleri de kesin. Kısa bir süre için olsa bile.

O zamana kadar sahip olduklarınız ve yaşadıklarınızla ilgili yazacağınız 4 küçük pozitif şey, mutluluk için 1 DOSE (doz) almanıza bugün de yeter.

Ve emin olun bugünkü mutluluğunuz en az gelecekteki kadar önemli.

Ayfer ÖZDEMİR

 

Bir cevap yazın