HUZURLU YAŞAMIN ANAHTARI

Dünya bir eğitim alanıdır. Burada derslerimiz bize sunulurken, dış dünyamız iç dünyamızın kusursuz bir yansıması olarak şekillenir. Evren sizin gerçekliğinizi yansıtmak üzere kendini yeniden düzenler. Gerçekten de, içimizde nasılsa, dışımız da dışarımız da öyledir. İçinizdeki bütünlüğün dışınıza yansıması kaçınılmazdır. İçinizdeki huzuru sağlamak, huzurlu bir yaşamın anahtarıdır.

İçten içe öfkeliyseniz, öfkenizi kendinizin bile farkına varamayacağı kadar derine gömmüş olsanız bile, hayatınızda öfkeli insanlar olacaktır. Onların işlevi reddettiğiniz öfkenizi size yansıtmaktır. Kendinizi fazla eleştiriyor, düşüncelerinizle sık sık kendinizi hırpalıyorsanız, bu durumun bir yansıması olarak sizi aşağılayan hatta belki de fiziksel saldırılarda bulunan insanları hayatınıza çekmeniz muhtemeldir.

Kendini güvende, sevgi dolu, koruma altında ve mutlu hisseden bir kişinin etrafını onu seven insanlar çevreleyerek, onun güvende, koruma altında ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlarlar. Siz bu özelliklere ne kadar sahipseniz, hayatınıza giren insanlar da o kadar yaratıcı, cömert kalpli, dürüst ya da alçakgönüllü olacaktır.

Herkes iç huzurunu sağlasaydı, dünya barışı hayaline ulaşmak mümkün olurdu. Bu yasa fiziksel bedenimiz için de geçerlidir. İçimizdeki hisler fiziksel bedenimizin gelişimi konusunda da belirleyicidir. Bedeniniz derin, çoğunlukla bilinçsizce şekillenen içsel hislerinizin aynasıdır.

Kendimizi duygusal ya da cinsel açıdan kırılgan hissediyorsak, duygularımızı ve cinselliğimizi temsil eden karın ve kalça bölgelerimizde bir yağ katmanı oluşması muhtemeldir. Kalçalarınız tutulduysa kendinize “ilerleyebilmek için davranışlarımı ne şekilde değiştirebilirim?” diye sorun.

İçten içe sevgiye layık olmadığımızı hissediyorsak, kalp merkezimizi korumak üzere geniş bir göğüs kafesimiz olabilir. Maço erkeklerin göğüs kaslarının gelişkin olması, genellikle kırılgan hislerini sakladıklarına işarettir. Kadınların bakım görmeye ya da başkalarına bakmaya ihtiyaç duyması, bilinçsizce büyük göğüslere sahip olmalarını tetikleyebilir.

İçten içe ailemize ve hatta dünyaya karşı belirli bir sorumluluğu omuzlarımızda taşımamız gerektiğini hissediyorsak, geniş omuzlu bir vücut yapımız olması muhtemeldir. Diğer taraftan, eğer sorumluluk almak gibi bir niyetimiz ya da isteğimiz yoksa üzerinde taşıyacağımız yüklerin kayıp düşmesine yol açacak sarkık omuzlarımız olabilir.

Boynunuz ağrıyorsa, kendinize şöyle sorun, “Kimin boynuma yük bindirmesine müsaade ediyorum?” Gücünüzü yeniden topladığınızda bu bölgede ağrı hissetmeniz için hiçbir sebep kalmayacaktır. Kendi kendinize ağrı vermeniz de mümkündür! Aynı ilke sırtınızdaki ağrılar için de geçerlidir. “Sırtıma kim yük bindiriyor?”

Kalp ağrılarımız için “Kimin beni incitmesine müsaade ediyorum?” , Hazımsızlık için “Hangi tecrübeleri hazmedemiyorum?”, Sancılar için ” Kim ya da ne uğruna sancılar çekiyorum?”, Duyma sorunları yaşıyorsanız  “Neyi duymak istemiyorum?” ya da “Kimi dinlemek istemiyorum?” diye sorabilirsiniz.

Bir insan dağınık ve pasaklı görünmesine rağmen büyüleyici güzellikteki bir hayvanı besliyorsa, bu durum onun kendi içindeki muhteşem yönleriyle bağlantısının kopuk olduğunu açığa vurur.

Yasa basit ve kesindir.  Muhteşem Dünya okulunda sürdürdüğümüz yaşam bize kendimiz hakkında bilgi edinmek için sonsuz fırsatlar sunar. Dünya’daki bu derse katılmak için kaydolmuş olan bizler, hayatımızdaki bir şeyi değiştirmek istediğimizde dış dünyanın değişebilmesi için, önce kendi içimize bakıp inançlarımızı ve tutumlarımızı değiştirmeliyiz.

Evren size inandığınız şeyi getirmek için kendini yeniden düzenler.

 

Ayfer ÖZDEMİR

Uluslararası NLP ve Profesyonel Yaşam Koçu

Bilinçaltı ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Astroloji Danışmanı

 

Bir cevap yazın