İNSANLIĞA DAİR NE VARSA!

İnsanlığa dair ne varsa, hadi oradan başlayalım bu sabah…  Her sözün anlamı derindir, başlarız sohbete de önce GÜN AYDIN! Diyelim birbirimize.

İnsanın kalbi, içindeki karanlık büyümeye başladığı zaman hırçınlaşırmış. Aydınlığı almak, ışığı yakmak içindir bu hırçınlık, bir nevi çığlıktır aslında. Yetmez mi artık insana sahte sevdalar, yalan konuşmalar, yarım kalmış mutluluklar ve karanlıkla umudu kesilmiş aydınlıklar, vazgeçilmiş cesaretler…  Ne zaman uyanacağız, geçmişin, elden kayıp giden zamanın, yanılgılarımızın bir kez daha gözden geçirilmesi gereken son yaşam diliminde olduğumuza. Her saniyemizin değerli olduğuna.

Kendi yaşamının mimarı olduğuna uyan artık, bırak sana hizmet etmeyen, seni kısıtlayan, durduran, daraltan tüm bakış açılarını. Soyun bugüne kadar sana yüklenmiş tüm öğretilerinden. Yaz tekrar baştan kendi tanımlarını, hatta mümkünse tanımsızlığın tanımı olmaktan başla derim sana. Sıkıştırıp, hapsetme zihnini kalıplara. Hiçbir zaman geç değil, hiçbir zaman geç kalmadın, kaç kere yoldan dönmüş olursan ol, kaç kere döndürülmüş olursan ol, hayatının tüm günahlarını taşıyor olsan bile, hayatındaki her şeyden suçlu hissediyor olsan bile.

Doğal afetler, virüsler, salgınlar, hastalıklar gibi, kitlesel durumların yaşandığı zamanlar daha hassas, daha duyarlı ve vazife zamanının ortaya çıktığı zamanlardır. Yeni bir dünya ve İnsanlık anlayışının gelişmesi, gelişi için yaşanıyor her şey.  Evde kaldığımız bu dönemi, kişisel gelişimimiz adına değerlendirirsek, idrakımızı genişletirsek, bilgiyle içimizi ferahlatırsak, aç bıraktığımız ruhumuzu beslersek, teslimiyetimizi gözden geçirirsek biraz daha iyi anlayacağız olan biteni. Tutunduğumuz inanç kalıplarının, düşünce fanatizminin bizi nasıl yorduğunu, bağımlılıklarımızın asıl bizi esaret altında tutanlar olduklarını fark edersek her şeyin, tüm akışın değişmeye başladığını, dünyanın yeniden inşa edildiğini, bize zorla mola verdirerek, bu dersi almamız gerektiğini kolaylıkla idrak edersin.

Her insanın dünyaya gelirken beraberinde getirdiği vazifeleri, gerçekleştirmek için verdiği sözleri ve dünyaya katkılarına dair deneyim yükleri vardır. Giderken de tükettiklerinin yerini doldurarak, kendinden sonrakilere yaşanabilir bırakarak… Bu deneyim sözleri, üç boyutlu bu dünyaya gelirken, idrak ve özgür iradenin işlerliği için beyinsel hafızadan silinmiş ama ruhsal hafızada kayıtlı olarak senin gerçekleştirmeni beklemektedir. Bunu erteleyemezsin, vazgeçemezsin, aksatamazsın. Yoksa sistem hatırlatmaya devam edecek. Daha da sert haliyle.. İster inan, ister inanma. Bugüne kadar inandıklarını bir de bırakarak, bu gelişme açık olarak dene bakalım neler değişecek. Artık Uyanışa giden zorunlu yolculuk başladı ve dahil olmayanları sistem bu yolculuktan bir şekilde egale edecek. Zira insanoğlu, olması gereken dünyanın gerisinden geliyor, hızlandırılmış tur başladı.

Haydi o halde, uyanışımızın ilk gününe bilinçle, farkındalıkla başlayalım, kendimizle bütünleşerek. Niyetimiz hayr olsun ki, akıbetimiz de hayr olsun.  Önce tüm içtenliğin ve samimiyetinle var olduğun için şükret.  Senin için var edilmişlere de…  Var olan tüm zerreye de… Kendini olduğun her halinde sevgiyle şefkatle kucakla. Ve gülümse kendine, gözlerinin içindeki o derinlikte bıraktığın kendine, yüreğindeki o güzel özüne, ruhuna dikkatle bak ve merhaba de. Bugüne kadar kaçırdığını düşündüğün, pişmanlığın olan her neyin varsa gülümse ve gönder, sana hizmetleri için teşekkür et.  Önce kendine, sonra her zerreye sevgini akıt.  Tüm dünyaya sevgini hissettir.  Ne kendini, ne başka bir canlıyı küçümseme, gereksiz görme, büyük te görme.

Yaşam sana armağan, hatırla. Kızmak, eleştirmek, yargılamak yerine mutlu olmaktan, güzeli görmekten, yaşamdaki hediyeleri almaktan, kucaklaşmaktan bak hayata.  Her zerre birbirine yaşam sunuyor bu dünyada. Biz olarak varız. Çıkar artık, gerçeği görmeni engelleyen, perdeleyip karartan sana ait olmayan o bencil gözlüklerini.

Güne mutlu başla, gülümse, ışığını tüm dünyaya yansıt, yaşamı sev. Her şeyi kucakla. Var oluşu, var olan her zerre ile bağrına bas. Ne olursa olsun sadece gülümse ve geç.  Sen nasıl tavır alırsan hayata, hayat ta sana verdiklerini sunar unutma. Görmek isteyene mucizelerle dolu bu dünya.  Hatırlayalım içimizdeki her şey, dışarı yansır. Kendimizi hayatın huzuruna, mucizelerine açalım, her uyanışımızda hayatta olmanın nasıl bir ayrıcalık olduğunu fark edelim, nefes alabilmenin, sevdiklerimizi görebilmenin, sevmenin ayrıcalıklarını fark ederek başlayalım. Öyleyse GÜN AYDI… Haydi Rastgele Hepimize.

Ayfer ÖZDEMİR

Bir cevap yazın