KENDİ KENDİNİ ENGELLEYEN KİŞİLİK (MAZOŞİSTLER)

Ayfer ÖZDEMİR - Ben Kimim?

Kişilik, kişinin kendine özgü davranışlarının bir bütünüdür. Kişilik, tıpkı parmak izi gibi kişisel bir olgudur. Başka bir ifadeyle bireyin günlük yaşamda çevresine verdiği tepkiler ile tutum ve davranışlarının oluşturduğu bütünlüktür. Yani bizi, diğer insanlardan ayıran davranış ve duygusal özelliklerimiz, kişiliğimizi oluşturur.

Dolayısıyla bu bütünlük içinde bir uyum ve süreklilik olması gerektiği gibi, normal davranış ve düşüncelerden sapmalar da göstermemesi, esnek olabilmesi, toplumsal uyum ve işlevini bozmaması gerekir. Bu durumda sağlıklı bir kişilik yapısından bahsedebiliriz. Kişisel özellikler, kişiden kişiye ne kadar farklılık gösterirse göstersin; bazen kişiye ve çevresindekilere zarar verecek kadar abartılı olabilir. İşte böyle durumlarda “kişilik bozukluğu” durumundan söz edilmesi gerekir.

Kişilik bozukluğundaki özellikler sürekli ve tutarlıdır. Bireyi farklı kılacak kadar da kapsamlı olabilmektedir. Aynı zamanda birey bu özellikleriyle bir bütün oluşturmuş olup, kendisini değiştirmekten çok, diğerlerinin kendisine uyum sağlamasını bekler.

Kişilik bozuklukları arasında en yaygın görüleni ise aşağılanmaktan, kendisine eziyet edilmesinden, ruhsal ya da fiziksel acı verilmesinden hoşlanan MAZOŞİST  olarak da bildiğimiz veya diğer bir tanımıyla KENDİ KENDİNİ ENGELLEYEN KİŞİLİK BOZUKLUĞU tanımıdır.

Mazoşizm temelde psikolojik bir terimdir. Genellikle sadizmle uyumlu olan mazoşizm, acı zevklere dayalı bir sapkınlık olarak görülür. Mazoşizm sıklıkla seks ile ilişkilendirilse de, günlük yaşamda çarpıcı örneklerle karşılaştığımız yaygın bir durumdur aslında. Zira “Mazoşizm”in ikinci aşaması ruhun mazoşizmi aşamasıdır ve burada insanlar mazoşist tarafını duygusal olarak ortaya koyarlar .

Bu kişiler başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından öne koyar. Yani diğer insanların ihtiyaçlarını ön planda tutarlar. Kendilerini  başkalarına tamamen adamak, onların hayatlarına anlam verir. Talep edilmediği halde etrafındaki kişilere aşırı fedakarlıkta bulundukları bir şekilde yaklaşırlar. Bu insanlar başkalarını memnun etmek için kendi istediklerinden bile vazgeçebilirler. Kendi zevkleri, gelişimleri ve hayatları için çabalamazlar. Başkalarının hayatını iyileştirmeye çalışmaya çaba harcamaları, onları memnun eden şeydir.  Yani bu alandan beslenirler.  

Yaygın bir kendini engelleyen kişilik bozukluğu modelindeki insanlar, aynı zamanda, genellikle hoş deneyimlerden kaçabilir veya iptal edebilir. Sık sık kendilerini, acı çekecekleri durumlara, ilişkilere doğru sürüklenmelerine izin verirler. Daha iyi seçenekler açık bir şekilde mevcut olsa bile, hayal kırıklığına, başarısızlığa veya kötü davranılacakları durumları, insanları ve ilişkileri seçerler. İmkansız ilişkilere tutunma, olmayan ilişkilerde ısrarcı davranma gibi durumları kendileri için yaratırlar aslında.

Kendilerine sürekli olarak iyi davranan insanlara ilgi duymazlar veya reddederler. Ayrıca, çoğunlukla başkalarının onlara yardım etmelerine de izin vermezler. Öte yandan da herkesten anlayış, şefkat ve onay beklerler. Anlaşılmayı bahane ederek, anlaşılmadıkları üzerinden ruhsal acılarını beslerler.

Başkalarının öfke veya reddedici tepkilerini kışkırtırlar, sonrasında da kendilerini incinmiş, yenilmiş veya aşağılanmış hissederler.  Zevk alacakları fırsatları reddederler veya eğlendiklerini kabullenmekte isteksiz olurlar.  Kendine zarar verme, yenilgi ve hayal kırıklıklarını biriktirme gibi garip bir eğilime sahiptirler. Gizli mazoşistler içinse mutluluk, yorgunluğun ve acının son aşamasıdır.

Şimdi bir düşünelim bakalım bu okuduklarımızdan sonra bizde de gizli bir mazoşistlik var mı acaba?

Ayfer ÖZDEMİR

Uluslararası NLP ve Profesyonel Yaşam Koçu

Bilinçaltı ve  Kişisel Gelişim Uzmanı

Bireysel ve Aile Danışmanı

Bir cevap yazın