Günümüzde insanların bütün ticareti, bütün eğitimi mutluluk değil, hayatta kalma üzerine kurulmuştur. Ve bu yüzden insan hayatta kendisine hafiflik ve sevinç verecek her şeye sırtını dönmüştür ve ciddiyetle hayatta kalma savaşına devam etmektedir. Fakat bir gün gelecek ve insanlar, böyle olmasına neden olan tüm bu duygusal zorlukları aşacak ve özgürlük içinde yaşayıp mutlu olmanın ne olduğunu anlayacaklar.

Herkes herkesin belli bir kalıp içerisinde davranmasını ister, ama kendileri bunu yapmaz. Onlar toplumun benzemeleri gerektiğini söyledikleri bir ideal olmaya çalışırlar. Tanrı sizin renkliliğinizi ifade etme özgürlüğüne sahip olmanıza izin veriyorsa, sizler de toplumun sofu ve kutsal olmak için uymanız gerektiğini söylediği şeylere uymadığınız için kendinize çok katı olmamalısınız.

Öncelikle kendinizi yargılamayı durdurun. Zira kendinizi yargılamayı  durdurduğunuzda içinizdeki erdemin de ortaya çıkmasına izin vermiş olursunuz. Sizler İYİ ve KÖTÜ yargısından kurtulup, kendinizin kendiniz olan her halini şefkatle kabul ettiğinizde, sevincin varlığınızı hep kapladığınıza da tanıklık edersiniz. Kendinizi suçlamayın ve kendinize karşı acımasız olmayın. Ne olmak istiyorsanız o olun. Ama her şeyin ötesinde OL’un. Eğer bir duyguyu, onu iyi veya kötü olarak yargılamadan deneyimlemenize izin verirseniz, içsel olarak daima uyumlu olur ve kendinizi daima harika hissedersiniz.  Kendinizi daha az yargıladıkça, daha büyük yarar elde edeceksiniz, çünkü OL’ uşunuz içinde daha çok gelişecek ve daha çok şey tezahür ettireceksiniz. Ruh düşünceyi yargılamaz. O sadece uyumlanır. İyi kötü demeden hallerinizin düşüncelerinizin öncelikle seyrinde olmalısınız. Tutum, özgün yaratıcılığınız için sizin referans noktanızdır

OL’ un, olduğunuz şeyi sevin, olduğunuz şeye gerçekten saygı gösterin. O zaman olduğunuz ve daima olacağınız şeyi takdir etme tutumuna da sahip olduğunuz için mutlu olursunuz. Huzurun tanımı gönül rahatlığı değildir. O kendine izin vermektir. Başka bir deyişle kendinizi kabul etmek, sevmek ve kendinizle barış içinde olmaktır. Kendinizden, görünümünüzden hoşnut olun ve sizin bir orijinal olduğunuzu bilin.

Hissettiğiniz duyguları sevin. OL’ma hali bir ayrılık içermez. Başka bir deyişle ol’ma hali iyi değildir, çünkü o eğer iyi olursa, kötü denen şeyle dengelenmesi gerekir. O kusursuz değildir, çünkü o zaman kusurlu denden şeyle dengelenmesi gerekir. Böylece o ne iyidir, ne kötüdür, ne kusursuzluktur ne de kusurluluktur. O sadece ifade edici bir değerdir.

Olmak, kim ve ne iseniz o olmak, hissettiğiniz şeyi hissetmek ve duyguyu yaşamaktır. OL’ma hali yargısızdır. O kendinizi yargısız olarak sevmek, hissettiğiniz şeyleri yargısız olarak, iyi ya da kötü olarak yargılamadan yapmaktır. OL’ma hali içinde yaşamak, an’da yaşamaktır. Hissi yaşamak ve onu yaşayanı sevmektir. OL’ma hali budur. Herhangi bir şeyi yargılamayan oluştur, çünkü tüm var olan, oluşu içinde o’dur.

Sizin olduğunuz gibi olmanızın bir nedeni vardır; siz öğrenmekte olduğunuz değerin güzel deneyimi için öylesinizdir. Ruh daha önce hiç deneyimlemediği şeyin açlığını çeker. Ruh bir deneyimin açlığını çektiğinde, bu onun o deneyim bilgisinden yoksun olduğu anlamına gelir. Böylece varlık o deneyimi yaşayıp onun verdiği hissi bilgelik olarak ruhuna kaydeder.  Yaşanılan deneyim bilgeliğe dönüştüğünde, ruh artık o deneyimin açlığını çekmez. O zaman ruhun açlığını çektiği başka şeyleri yapmaya, onları deneyimlemeye çekilecektir.

OL’mak,  kendiniz ol’mak, bu yüzden kimse sizi sevmese bile kendinizi sevmektir. Kimsenin sizi sevip sevmemesiyle ilgilenmeyin. Sadece kendinizle ilgilenin. O zaman bütünlük içinde yaşayabilirsiniz. Sizin varlığınız güzelliğin, kusursuzluğun, doğrunun ve  yanlışın ötesindedir. Siz kendinizi eleştirmeden bakacak kadar kendinizi sevene dek, gözün göremeyeceği şeyleri göremezsiniz. Düşüncenizle bu dünyanın henüz sahip olmadığı bilgiye erişebilmek için, kendinizi sevmeniz gerekir. Bu var olan en büyük ödüldür.