MİMOZA VE KADIN

Canımı yoluna koyduğum Mimoza çiçeğimsin der Volkan Konak şarkısının başında. İsmi bile özel gelmiştir bana. İsminde bu kadar güzel enerji yansıtan mimozanın anlamını ve öyküsünü araştırdığımda ise hissettiğim bu güzel enerjinin ve kadınsı bağın anlamı layığını bulmuştu. Mimoza çiçeği gündüzleri açar, gece kapanır. Bu ritim hiç şaşmaz. Günün birinde bir bilim insanı mimoza çiçeğini alıp gün boyu karanlıkta tutuyor, sonra görüyor ki karanlıkta bile olsa  mimoza çiçeği gündüze eş değer saatlerde açıyor, gece saatlerinde kapanıyor. Onu alması gereken yol ve sistemden kimse uzak tutamıyordu. Bu enerjiyi hissetmem ve sevmem kadın olarak gayet normaldi yani. Ayrıca hikayesini sizlere aktardığımda beni çok daha iyi anlayacaksınız. “İtalya 1946 yılında ikinci dünya savaşından yıkık dökük çıkmış; insanlar bir coşku, yaşama dair bir umut aramaktalardı. Derken İtalyan Kadın Birliği üyesi olan 3 kadın, toplumun yeniden inşasının “kadın dayanışmasına” bağlı olduğunu düşündüler: Teresa Mattei, Rita Montagnana ve Teresa Noce.

Üç güçlü kadın, bu yaklaşımlarını sembolize etmesi için bir çiçek seçmeyi teklif ettiler. Sunulan tüm teklifler arasında üç tanesi öne çıktı: Karanfil, anemon ve enfes kokusuyla mimoza çiçeği. Aşağıdaki özellikleri sayesinde kazanan mimoza çiçeği oldu:
• Sapsarı renkleri ile neşe saçtığı için (savaşla yıpranan moraller, mimoza çiçeği ile düzelsin diye)
• Martta çiçek açtığı için (Dünya Kadınlar Gününü sembolize etsin diye)
• Büyük bir ağaç haline gelene kadar çok fazla emek ve bakım gerektirmediği için (İtalya da mimoza çiçeği gibi hızla kalkınabilsin diye)
• En önemlisi de, aynı kadınlar gibi kırılgan görünümlerinin arkasında güçlü bir karakter barındırdığı için (mimoza çiçeği zor coğrafi koşullarda bile çiçek açabilir).

O gün bugündür başta İtalya ve Rusya’da olmak üzere, Dünya Emekçi Kadınlar Gününde (8 Mart) kadınlara mimoza çiçeği hediye edilmektedir. Bir kadın sadece sevgilisinden veya çocuklarından değil; dayanışmayı sembolize ettiği için kadın dostlarından da mimoza çiçeği hediyesi alır.

Mimoza çiçeğinin özelliklerini ve dünya literatüründeki yerini göz önüne aldığımızda, mimoza çiçeğinin aşağıdaki anlamları taşıdığını söyleyebiliriz: • Dayanışma • Ölümsüzlük ve diriliş • Hassasiyet, coşku ve umut.

Bu vesile ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de, kapitalizme direnen kadınlar sayesinde ortaya çıkmıştır hatırlayalım. 8 Mart 1857’de 40 bin kadın işçi çalışma şartlarının iyileştirilmesi için eylem yaptı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı. 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Günümüzde ve ülkemizde ise kadınlar mücadelelerini birçok ortamda sürdürmeye devam ediyor.

Mimoza ve Kadının bir arada bu kadar birbirine yakışması boşa olmasa gerek. Eski Türk Töresince, Türk toplumunda kadın ve erkek eşittir. Her ne kadar bugün unutmuş olsak ta. Türkçe “Eş” ve “Yarim” kelimesi bu kadın erkek eşitliğini ifade açısından “Eş-Eşit ve Yar-Yarım” kelimesinden türeyerek ifade edilmiştir. “Kadın” kelimesi ise İskit/Saka Türklerinden beri Kağan eşi veya Kadın hükümdar anlamında kullanılan “Katun” kelimesinden türetilerek “Kadın ve Hatun” şekline dönüşmüş. Yine “Hanım” kelimesi de Moğol ve Türk hanlıklarında Han eşlerine verilen isimdir. Rivayet odur ki; birgün Cengizhan Kurultayda eşi Börte’yi göstererek: “Ben sizin Hanınızım buda benim Hanım” demiş, ve Börtenin Han kadar Kurultayda yetki ve söz sahibi olduğunu ifade etmiştir. Hatta Çin’le yapılan ilk barış antlaşmasını Mete Han’ın hatunu imzalamıştır. Gerçek soyumuzu ve atalarımızı düşündüğümüzde bugünkü kadının yeri bu değildir.

Sevgili ve değerli ATA’mızın dediği gibi “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”

Adam olmadan önce insan olabilmenin en temel unsurudur kadın. Nesiller yetiştiren, biçimleyen, şekillendiren kadındır, her zaman her gözün nuru, hayatın can damarıdır. 8 Mart, dünyada biz kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemleri dile getirdikleri gündür.  Aslında her günümüz bu anlam içerisindedir. Bunu kutlamak ve onurlandırmak için 8 Mart’ı beklemeye gerek yoktur. Bütün kadınların kadınlık var oluşunu kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmelerini ve bu bilinçte yaşamalarını diliyorum.

Bir cevap yazın