NEDEN BURADAYIZ?

Bilinç ve Enerji, realitenin doğasını yaratır. Başlangıçta biz tümüyle bilinç ve enerjiydik. Var olan tüm şey buydu. Bu da bizim bilinç, farkındalık Öz olduğumuz anlamını taşır. Bu aynı zamanda bizim hareketli ve değişken olduğumuz anlamına gelir.

Eğer biz başlangıçta her şey idiysek, o zaman neden aşağıya bu gösteri katının madde dünyasının karanlığına ve batağına indik? Bu hayatın amacı nedir? O zihin kazanmaktır.

Bilinç ve enerji, zihnin ebeveynidir. Zihin bilinmeyeni bilinir kılmanın bütünüdür. Başlangıçta biz bilinç ve enerjiydik. Boşlukta yani engin bir hiçlikteki ışık saçan varlıktık ama hiçbir şeyin farkında değildik. O hiçlikten bilinmeyeni bilinir kılıp, o hiçliğin kim ve ne olduğunu keşfetmek üzere başlamayı seçtik.  İşte zihin o noktada yaratıldı. Bilinç ve Enerji düşünceye daldı.

Bilinç ve enerji şimdi bir zihne sahip olmuştu ve zihin başlamaktan yani düşünceden oluşuyordu. Biz bilinç ve enerjiyiz. Zihin ise bizim misyonumuzdur. Düşünceler zihni oluşturur. Onun potansiyeli her şeydir. Ve her şey potansiyel olarak onu tanımlar. Onun yolculuğu kendinden yaratmaktır. Yaratma eylemini zihin üretir.

Biz bu dünyada bir bedenle yaşıyoruz. Biz olan ÖZ, bu bedeni yaratmış olsa da, ÖZ bu beden değildir. Neden ÖZ’ün bir bedene ihtiyacı olsun? Çünkü bu kat bilinç ve enerjiden ağırdır. Bu kat bilinç ve enerjinin ürünüdür. Bu kat bir zihindir. Fiziksel bedenimiz bu kat için gereken bedendir. Zihni şekillendirmeyi sürdürebilmemiz için bize, öz varlığımıza yabancı olan bir bedende bulunmamız gerekir. Bilinç ve enerjinin bu gezegenle ve bu zamana somut bir ilişki ve etkileşime girebilmesi için bizim bir eşyayla aynı hızda titreşen bir bedende bulunmamız gerekiyordu.

Neden tüm bu sıkıntıya girmemiz gerekiyordu? Bu bedendeki en değerli varlığımız olan beyni elde etmek için. Beyin bizim en büyük varlığımızdır. Her yeni beden demek, yeni cahil beyin (neokorteks) demektir. Yüklenmemiş bilgiyle doldurulmamış sıfır bilgisayar demektir. İnsanın dünyasal düzeydeki işleyişi bu beyinle olur. Bilinç akımı beyincikten neokortekse doğru akar.

Tanrı zihin dediğimiz ise beynin alt bölümündeki beyinciktir. İşte burası bilinçaltının ve Tanrı zihninin yeridir. Beyincik ise kuşaklar boyunca aktarılan, her kuşak tarafından miras alınan, bizim burada neden bulunduğumuzu bilen ÖZ bağlantısı olan bilinç kaynağıdır.  İşte bilinçaltı çalışmaları bunun için önemli, değerli ve kritiktir. Sipritüel olan varlığımızın iletişim noktasıdır.

Alın bölgemizdeki ön lobumuz yani üçüncü gözümüzün önemli olmasının nedeni ise orada tutulan imgelenen düşüncenin gerçekleşmesi realiteye dönüşmesidir. Öz her şeyi bilir, tüm bunları bilir. O beyni bir teknik olgunluk ve zamansal olgunluk hali içine sokar sonrasında uyandırır. Öz, beynin ne zaman hazır olduğunu bilir ve devreye girer.

Bundan sonrası ise bizim vizyon dediğimiz, aydınlanma ilham dediğimiz zannettiğimiz şeydir. Önce bitirmek için geldiğimiz anı yaşanılanlarla beyne yüklenir sonra da bitirilmesi beklenir. Bitirmeyi başardığımızda ise artık sonraki aşamaya yani “bilinmeyeni bilinir kılma” durumuna geldik demektir.

Öğrenmiş olduğumuz her şey değiştirilebilir. Hiçbir şey mutlak değildir. Düşünce bir hologramdır. Hologramın ön lobda tutulması, tüm enerjinin çökertilerek parçacıklara yani maddeye dönüşmesini sağlar. Yaratım bu şekilde olur. Birçok sorunuz bu yazıyla cevaplanmış oldu sanırım. Şimdi hayatımıza bakalım, yarım kalmış ne varsa bitirelim. Ki artık  yaratıma geçelim.

Ayfer ÖZDEMİR

Bir cevap yazın