Oyun Terapisi - Ayfer ÖZDEMİR - Yaşam Fısıltısı

Oyun Terapisi

Oyun terapisi çocukla terapist arasında kurulan aynı zamanda çocuğun oynayarak kendi iç dünyasını keşfettiği, bir ilişki sürecidir.

Çocuklar yaşadıkları korkular, problemler ve travmalar konusunda kendilerini yetişkinler gibi konuşarak ifade edemezler. Bu nedenle yetişkinlerde uygulanan konuşma terapileri ve danışmanlıklar çocuklarda uygulanamaz. Bu noktada ise çocukların kendilerini doğal yollarla dışa vurması sağlayabilmek için devreye oyun terapisi giriyor.

Oyun terapisi, çocukların kelimeler yerine oyun ve oyuncaklarla kendilerini ve ihtiyaçlarını ifade edebilmeleri üzerine kurulu olan özel bir terapi türü. Bu yöntemle, tıpkı yetişkinlerin terapi sırasında problemlerini konuşarak anlattığı gibi çocukların da kendilerini oyunlar yoluyla ifade etmeleri amaçlanır. Otizmli çocukların duygusal gelişimleri ve kendilerini ifade etmelerini sağlamakta da oldukça etkili.

Çocukların zihinsel ve sosyal becerilerini geliştirir, duygu ve düşüncelerini ifade etmelerini sağlar Çocuklar kendilerine güvenmeyi, iş birliği yapmayı, saygı duymayı, sorumluluk almayı ve bu sorumlulukları yerine getirmeyi öğrenirler. Problemlerine çözüm bulmayı, duygularını tanımlamayı ve olumsuz duygularla başa çıkmayı, korkularıyla mücadele etmeyi öğrenirler.

Oyun terapisine devam edilme süresi, çocuğun geçmişte ve bugün yaşadığı durumlara ve travmalara yönelik olarak farklılık gösteriyor. En önemli faktörler, çocuğun gelişimsel olarak hangi dönemde olduğu ve herhangi bir travma söz konusuysa bunu kaç yaşında yaşadığı. Yaşanılan olaydan sonra terapiye ne kadar erken başlanırsa o kadar çabuk sonuç alınıyor ve terapi süresi bir o kadar kısa oluyor.

Genel olarak oyun terapileri haftada bir sıklıkla 45 dakika süreyle yapılır. Seansların ne kadar süreceği çocuğun gelişimine bağlı olmakla beraber, en kısa süren oyun terapisi 12 seanstır.

Oyun terapisi, çocuklarda psikolojik kökenli pek çok duygusal problem için fayda sağlar, bunlar:

Boşanma sonrası adaptasyon zorlukları, Kardeş kıskançlığı, Travmalar ve istismar (fiziksel, duygusal,cinsel), Uyku bozukluğu, Kaygılar ve korkular (fobiler ve tikler), Konuşma bozukluğu ve seçici dilsizlik (sessizlik), Ailevi yaşantıdaki değişiklikler (ölüm, taşınma vb.), Evlatlık alınma ve edinilme durumları, Okula başlama ve uyum sorunları (davranışsal problemler), Ders çalışma ve okuma problemleri, Kronik sağlık problemleri….  Olarak sayılabilir.