SUÇLAMA ENERJİSİ

Gerçek yaşam, kaderiniz ve özellikle yaşamınız neyi başardığınız ile ilgili değildir, ne olmakta olduğunuzla ilgilidir. Bu yaşamda önemli olan budur. Her karar sizinle başlar.  Hiç kimse bu dünyada iradesine aykırı olarak bulunduğunu söyleyemez.

Yaşantınızla ilgili geçmişinizdeki kişileri, ebeveynlerinizi, arkadaşlarınızı suçlamak ya da faturayı onlara kesmek “Benlik duygusunu” inkar etmeyi seçmiş olmak demektir. Kendi güçsüzlüğünü ve hayatı ile ilgili muktedir olma enerjisinin olmadığını ilan etmek demektir. İnsanoğlu hayatının tüm sorumluluğunu eline almadıkça, yaratmak istediği realitesinin de hakimi olamaz.

Geçmişin enerjisini dönüştürmek, mağduriyeti yok etmek, nefreti kötü niyeti yok etmek, gücünüzü elinizden alan zihnin iblislerini yok etmek; hayatınızın eylemlerinin sorumluluğunu almakla başlar. Hayatınız ile ilgili tüm fatura benliğinize aittir. O andaki bilincinize aittir. Siz “Evet bunu ben yarattım” dediğinizde “Ben bunu neden yarattığımı biliyorum ya da bilmiyorum ama bunu ben yaptım aksi takdirde o asla meydana gelmezdi” dediğinizde, yaşamınızda suçlama enerjisinden sıyrılacaksınız.  Böylece sizi olaylara ya da kişilere bağlı kılan zincirlerinizi kırılacak ve benliğinizi tanımlamaya başlayacak ve başkalarına verdiğiniz size ait gücü tekrardan kazanmaya başlayacaksınız.

Başkalarını ya da kendi dışındaki her şeyi suçlamak, insanın mevcut durumunu mazur göstermek için kullandığı korkakça bir yoldur. Elbette yaşamın tüm sorumluluğunu üstlenmek kolaydır demiyorum, lakin buna bir şekilde başlamanız gerektiğini söylüyorum. Bu ne kadar acı verici ve zor olursa olsun kendi adınıza yaptığınız en cesur adım olacaktır. Fakat bunu yaptığınızda başkalarını suçlayarak onlara aktardığınız kendi enerjinizin yuvasına dönmesini de sağlayacaksınız. Kaybettiğiniz güçleri tekrar kazanmak, hayatınızı yeniden inşa etmek için size gereksinim duyduğunuz gücü de temin edecektir. Gelişim ve arzuladığınız realiteyi  yaratmak cesaret ister. Kaçarsanız kendi  gücünüzü başkalarına bağışlamaya devam edeceksiniz .

Geçmiş ve suçlamalar en büyük engellerinizdir. Geçmişiniz size berbat gibi gözükse de hayır, geçmiş tümüyle bugününüzün oluşması için maksatlı yaşanmıştı diyebilirim. Fakat kendi hayatınızı hala başkalarının ellerine verilmiş bir mağdur rolüyle anlattığınız müddetçe, olduğunuz şeyden daha büyük olamayacağınızı söyleyebilirim.

SİZ OLDUĞUNUZ ŞEYDEN DAHA BÜYÜK BİR ŞEY OLAMAZSINIZ.  Bu bir seçimdir. Mağdur rolündeki insan mağdur olmaya devam edecektir. Hayatının sorumluluğunu eline alan cesurlar ise, cesaretle hayatını yaratmaya devam edecektir. Kendinizi nasıl görüyorsanız ya da tanımlıyorsanız siz sadece o olabilirsiniz, bunun farkındalığında olarak kendinizi gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

Ayrıca siz daima size benzeyen, sizin durumunuzda olan varlıklara çekilirsiniz. Yani mağdursanız, ya başka mağdurla buluşursunuz ya da sizi mağdur edecek insanları hayatınıza davet eden enerji yayarsınız.  Gelecek yaşamınızda nasıl rol oynayacaksanız şimdinin seçimi bunu belirleyecektir.

Rastlantı diye bir şey yoktur. Her şey bilincimiz ve bu bilincin yaydığı enerji ile yaratılır. Bu artık ispatlanmış bir gerçekken ve kader denilen olgunun çabamıza bağlı olduğu da söylenmişken hayatınızı ve ve hayatınızdaki kudretli varlığınızı tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Hangi hayatın sizin realiteniz olmasını istiyorsunuz, bir düşünün derim. Zira bugün yaşadıklarımız geçmişteki bilincimizin ürünleridir, yarınımız da bugünlerin ürünleri olarak yaşam toprağımıza tohum salmaktadır.

Hayatınızın bağını bahçesini nasıl görmek sizi mutlu ederdi? Hangi güzelliklerin tohumlarını toprağınıza yerleştirseydiniz, hayatınız hayalleriniz ve hatta ötesinde size mutluluk ve ihtişam sunardı? Haydi bir düşünün! Alışık olduklarınız farklılık yaratmaz, bu da dipnot olsun!

Ayfer ÖZDEMİR

Bir cevap yazın